Medine님의 프로필Medine @}--§-- مدينه사진블로그리스트기타 ![]() | 도움말 |
|
Medine @}--§-- مدينه-- Hatirlatma ancak Allahdan korkanlara fayda verir -- 1월 22일 Kur'an ile konusan kadin!Tebe-i Tâbiîn neslinden Abdullah ibn Mübarek hazretleri anlatıyor: Hacca gidiyordum.
Irak-Suriye topraklarından geçerken yalnız bir kadına rastladım. Selâm verdim; selâmımı “Söz olarak Rahîm bir Rabden selâm sözüdür onların duyacağı” (Yâ-Sîn: 58) âyetiyle aldı. “Buralarda ne yapıyorsun?” diye sordum. “Allah kimi yoldan çıkarmışsa, ona yol bulduracak yoktur” (A’râf: 186) âyetini okudu. Anladım ki, yolunu kaybetmiş. Nereye gittiği soruma “Bir gece kulunu Mescid-i Haram’dan alıp Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah’ı tesbih ederim” (İsrâ: 1) âyetiyle karşılık verdi. Anladım ki, geçtiğimiz hacc mevsiminde haccını tamamlamış, Kudüs’e gidiyor. “Ne zamandan beri böyle yolunu kaybettin?” dedim. “Tam üç gece (yani üç gündür)” (Meryem: 10) dedi. Yiyecek verme teklifinde bulundum. “Sonra orucunuzu gün batıncaya kadar tamamlayın” (Bakara: 187) âyetini okudu. “İyi de Ramazan’da değiliz” dedim. “Kim Allah için nafile bir hayır yaparsa, Allah her hayrın karşılığını verendir, her şeyi hakkıyla bilendir” (Bakara: 158) âyetiyle cevap verdi. “Yolculukta oruç açılabilir” dedim. “Ama orucu tutarsanız, bu hakkınızda daha hayırlıdır” (Bakara: 184) âyetini okudu. Niye benim gibi konuşmadığını sordum. “Ağzından tek bir söz bile çıkmasın ki, yanında onu gözleyen ve o sözü kaydetmeye hazır bir gözcü bulunmamış olsun” (Qâf: 18) dedi. “Kimlerdensin?” diye sordum. “Bu konuda bilgin yok (ailemi söylesem de tanımazsın). Sonra göz de, kalb de (görmeden, kesin bilgiye dayalı olmadan verdiğin her hükümden) sorumludur” (İsrâ: 36) âyetiyle cevap verdi. “Hata ettim, hakkını helâl et!” dedim. “Bugün size kınama yok. Allah, sizi bağışlasın” (Yusuf: 92) dedi. Deveme bindirip kafilesine ulaştırma teklifinde bulundum. “Hayır adına ne işlerseniz Allah onu bilir” (Bakara: 215) âyetiyle mukabele etti. Devemi yanına getirdim. Binecekken, “Mü’min erkeklere söyle, bakışlarını sakınsınlar” (Nûr: 30) âyetini okudu. Gözlerimi çevirdim; binecekken deve ürküp kaçtı, bu arada elbisesi az yırtıldı. “Başınıza musibet olarak ne gelirse, bu bizzat işleyip, onu hak etmeniz sebebiyledir” (Şûrâ: 30) âyetini mırıldandı. “Sabret, deveyi bağlayayım!” dedim. “Bu hususta Süleyman’ı anlayışlı ve daha isabetli davranır kıldık” (Enbiyâ: 79) âyetini okuyarak, devemi yönlendirme konusunda benim daha başarılı olduğumu kasdetti. Deveye bindi ve “Bunu bize baş eğdiren Allah’ı tesbih ederim; yoksa bunu biz başaramazdık. Ve sonunda şüphesiz Rabbimize döneceğiz!” (Zuhruf: 13-14) âyetlerini okudu. “Haydi!” diye deveyi hızlandırdım. “Yürüyüşünde (ve davranışlarında) vakur ol ve sesini yükseltme. Seslerin en çirkini, (bağıran) eşeğin sesidir!” (Lokman: 19) mukabelesinde bulundu. Yürürken şiir okumaya başladım. “Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun!” (Müzzemmil: 20) dedi. “Şiir okumak haram değil ki!” dedim. “Bu hususu ancak gerçek idrak ve basiret sahipleri düşünüp anlar!” (Bakara: 269) cevabını verdi. Bir süre gittik; sonra evli olup olmadığını sordum. “Ey iman edenler! Cevabı verildiğinde sizi üzecek meselelerden sormayın!” (Mâide: 101) âyetini okudu. Derken kafilesine ulaştık ve “Kafile içinde kimsen var mı?” dedim. “Mal ve evlât dünya hayatının süsüdür!” (Kehf: 46) dedi. Anladım ki, evlâdı var. İsimlerini sordum. “Allah İbrahim’i dost edindi; Allah Musa ile konuştu; Ey Yahya, Kitab’a kuvvetle tutun!” (Nisâ: 125, 164; Meryem: 12) âyetlerini okudu. “Ey İbrahim, ey Musa, ey İsa!” diye kafileye seslendim. Nur yüzlü üç genç “Buyur!” diye çıkageldi. Onlara para verip, “Bununla içinizden birini şehre yollayın! Yemeklerin helâl ve temiz olanına baksın ve size bir yiyecek getirsin. Dikkatli davransın!” (Kehf: 19) dedi. Yiyecek gelince bana, “Geçmiş günlerinizde yaptıklarınızın karşılığında şimdi afiyetle yiyip için!” (Hâqqa: 24) dedi. Çocuklara, “Annenizin bu durumunu bana söylemezseniz bu yemekten yemem!” dedim. “Annemiz” dediler, “Ağzından Cenab-ı Allah’ın gazabını çekecek yanlış bir söz çıkar korkusuyla 40 yıldır böyle sadece Kur’an’la konuşur.” İbn Mübarek, bu hadiseyi Kur’an’da her şeyin bulunduğuna delil olarak anlatırdı. 8월 27일 Beraat KandiliBeraat Gecesi, rızıkların taksim edildiği, gelecek sene cereyan edecek vak'aların meleklere bildirildiği gecedir. Bu bakımdan bu gecede hakkında hayırlı şeyler takdir olunup, iyi şeylerin yazılmasını dileyen insan, geceyi ibadetle, dua ile geçirir, meleklere bidirilen takdirin hayırlı olması niyazında bulunur.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bizlere de şöyle buyurmuştur:
"Şaban ayının yarısı (Berâet gecesi) gelince: gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz. Cenâb-ı Allah o gece güneşin batmasıyla dünya göğüne iner ve şöyle der: Benden af dileyen yok mu; onu affedeyim. Rızık isteyen yok mu; rızık vereyim. Şifâ dileyen yok mu;şifâ vereyim. " "Allah Teâlâ Şaban'ın onbeşinci geresi (Berâet gecesi) tecelli eder ve ana-babaya asi olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında bütün kullarını bağışlar. " (İbn Mace, İkametü's-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38). Rabbim dara düsünce sabir, sabri bulunca sükür, sükre erince rahmet, rahmete dalinca sevgisini ihsan eyleyip gönlünüzden geceni avuclariniza versin... KANDILINIZ MUBAREK OLSUN! 7월 24일 Wenn du ein Kind siehst...Wenn du ein Kind siehst, denke daran: “Dieses hat keine Sünde und ich habe welche. 3월 30일 Mevlid KandiliInsanligin kurtulusu için gönderilen son ve en büyük peygamber, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) 571 yilinda Kameri aylardan Rebiü'l-evvel ayinin 12.gecesi dogmustur. Milâdî takvime göre ise bu, 571 yili Nisan ayinin yirmisine rastlamaktadir. Bu mübarek geceye " Mevlid Kandili " denir.
De ki: Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günâhlarınızı bağışlasın..." (Âl-i İmrân, 31)
"Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'in âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti ögreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmustur. Halbuki daha önce onlar apaçik bir sapiklik içinde idiler. " (Âl-i Imrân, 164)
KANDILINIZ MUBAREK OLSUN!!! 3월 18일 Canakkale ZaferiBir Hilal ugruna Ya Rab, ne günesler batiyor... BİR YOLCUYA ( Bu şiir Gelibolu yamaçlarında yazıldı)
Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın, Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın, Bir vatan kalbinin attığı yerdir.
Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda, Gördüğüm bu tümsek,
Anadolu’nda, İstiklal uğrunda, namus yolunda, Can veren Mehmed’in yattığı yerdir.
Bu tümsek, koparken büyük zelzele, Son vatan parçası geçerken ele,
Mehmed’in düşmanı boğuldu sele, Mübarek kanını kattığı yerdir
Düşün ki, hasrolan kan, kemik, etin, Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin
Bir harbin sonunda, bütün milletin, Hürriyet zevkini tattığı yerdir
NECMETTİN HALİL ONAN 2월 25일 NasihatYıllar önce, çok uzaklarda bir adam varmış. Bu adam çalışmak amacı ile çok uzaklara gitmiş ve yıllarca çalışmış. Sonunda memleketine dönme zamanı gelmiş. Bu çalışma sürecinde toplam 3000 akçe biriktirmiş ve evinin yolunu tutmuş. Evine doğru giderken yolu büyük bir şehirden geçmiş. Yolda yürürken köşe başında birisi "Bir nasihat bin akçe, bir nasihat bin akçe" diye bağırıyormuş. Adam düşünmüş: ´Nasıl olur, bir nasihat ´ı bin akçeye satarlar, ben yıllarca çalıştım ve sadece 3000 akçe biriktirdim´ Bu işe pek aklı ermemiş ama merak işte. Duramamış ve adama bin akçe vererek o nasihat´ı satın almış. Nasihat "KADERDE NE VAR İSE O ÇIKAR" ve yoluna devam etmiş... İlerde yine köşe başında başka bir adam bağırıyormuş "Bir nasihat bin akçe" diye. Adam yine dayanamamış bin akçe de o adama vermiş ve ikinci nasihat ´ı da satın almış. İkinci nasihat da: "GÖNÜL KİMİ SEVERSE GÜZEL ODUR" Son kalan bin akçesi ile de yoluna devam etmiş. Tam şehrin çıkışında yine köşe başın da bir adam bir nasihat´ı bin akçeye satıyor. Adam bir parasına bakmış, bir de nasihati satan şahsa , dayanamamış ve kalan son akçesiyle de o nasihat´ı satın almış. Son nasihatte: "HİÇ BİR İŞ ACELEYE GELMEZ". Parasız yoluna devam etmiş. Şehrin çıkışında büyük bir topluluk ile karşılaşmış.Topluluk telaş içindeymiş. Yaklaşmış ve oradakilerden birine neler olduğunu sormuş. Oradan birisi açıklamış, demiş ki : Burada şehrin tüm su ihtiyacını karşılayan bir kuyu var, ama kuyunun içinde de canavar var. Canavar suyu tutmuş, göndermiyor. Aşağıya kim indiyse bir türlü çıkamadı. Şimdi herkes korkuyor aşağı inmeye "Adam düşünmüş ve ilk satın aldığı nasihat aklına gelmiş. "Kaderde ne var ise o çıkar" aşağı inmeye karar vermiş. Aslında bu nasihatleri herkes bilir ama uygulayabilmemiz için belli bir bedel ödememiz gerekiyor. İnince canavar hemen yakalamış ve yerine götürmüş. Demiş ki: "Buraya gelenlerin hepsine bir soru sordum ve bilemediler. Eğer sen bilirsen seni serbest bırakırım. "Bir dizine sarışın ve dünya güzeli bir kadın, diğer dizine de kurbağa koymuş ve "söyle bakalım hangisi güzel?" demiş. Adam düşünürken aklına ikinci aldığı nasihat gelmiş ve "gönül kimi severse güzel odur" demiş. Bu cevap canavarın çok hoşuna gitmiş. Zira canavar, kurbağanın gözlerine aşıkmış. Adamı salmış ve suyu bırakmış. Almışlar adamı krala götürmüşler ve ağırlığınca altın vermişler. Adamımız yoluna devam etmiş ve nihayet evine varmış. Evinin camından içeri bakmış. Bir de ne görsün; karısı genç biri ile diz dize oturuyor. Hemen kılıcını çekmiş ve tam içeri girerken üçüncü nasihat aklına gelmiş "Hiçbir iş aceleye gelmez". Kılıcını kınına koymuş ve içeri girmiş. Hoş beşten sonra karısına o genci sormuş. Kadın da: "Bey sen gittiğinde ben hamileydim ve bir oğlumuz oldu. Bu genç senin oğlun" demiş. KADERİNİZ ve YOLUNUZ AÇIK OLSUN, HAYAT ACELE ETMEYE GELMEZ .! 12월 30일 Kurban Bayrami12월 7일 Osmanli usulü cevap...Yavuz Sultan Selim zamaninda, Iran Sahi kiymetli mücevherlerle süslü bir sandik hediye gönderiyor Sultan Selim'e. 11월 4일 Biz senden daha layikiz...Resul-i Ekrem (s.a.v.) buyurdular ki: "Dünyada nefsine zulmedip hicbir hayirda bulunmayan bir adam kiyamet günü mahser yerinde hesaba cekilir. Hicbir iyiligi bulunmaz. "Hic mi bir iyilik yapmadin?" diye kendisinden sorunlunca:
"Hayir yapmadim, ancak borc para verirdim. Iscilerime: "Borclulari sIkIstirmayin, fakir olanlardanda vazgecin derdim" deyince Allahu Teala "Yoksullardan vazgecmeye biz senden daha layikiz" buyurur ve onun günahlarini bagislar. 10월 22일 Ramazan Bayrami
Dostluklarin ölmedigi, sevgilerin bitmedigi
Gözyaslarinin akmadigi, gülücüklerin tükenmedigi
En güzel bayramlar Sizin ve Sevdiklerinizin olsun
BAYRAMINIZ MUBAREK OLSUN !!!! 10월 18일 Kadir Gecesi
KAPILARIN ARDINA KADAR ACILDIGI
RAHMAN'IN AF ICIN BAHANE ARADIGI
GÖK EHLININ HASRETLE BEKLEDIGI
KADIR GECENIZ MÜBAREK; NURLU VE AYDIN OLSUN... 10월 8일 ZamanBir bankada hesap sahibi olduğunu düşün. hesabına her sabah 86400 euro para yatıyor. fakat bu paranın hepsini aksama kadar harcamak zorundasınız. ertesi güne transfer edilemiyor.
paranı kullansan da kullanmasanda her akşam sıfırlanıyor.
ne yaparsın?
tabiki hepsini harcamaya çalışırsın.
hepimiz zaman adlı bu bankanın müşterileriyiz.
her sabah 86400 saniyeye sahip oluyoruz. yarına transfer edilemez.
her sabah hesabımız dolar, her akşam boşalır.
geri dönüş yok, saniyelerini şu anı yaşayarak harca. en iyisi bunlarla yatırım yap. mutluluk ve başarı için.
zaman kaçıyor!
bir senenin değerini sınıfta kalmış bir öğrenciye sor.
bir ayın değerini 8 aylık bebek doğuran bir anneye sor.
bir haftanın değerini haftalık dergi çıkaran bir editöre sor.
bir günün dakikanın değerini treni kaçıran yolcuya sor.
bir saniyenin değerini bir kazayı önleyemeyen sürücüye sor.
unutma! zaman hiçkimse için durmaz.
geçmiş zaman tarih, gelecek zaman gizemli.
şu an ise sana verilen gerçek bir armağandır... 9월 23일 Ramazan-i Serif9월 18일 SiTEM
SEN GITTIGINDEN BERI, GERI DONMEDIGIN O YOLCULUGA SADECE AKSAMLARI KIZILLIGINA BURUNUP BATTIGINI GORUYORUM. SEHER KARAOKUR
9월 15일 Dünyanin insanlara NasihatiEY ADEMOĞLU! Üzerimde ; gezip dolaşıyorsun! 9월 10일 Icim Aciyor Anne...icim aciyor anne.
üsüyorum....
neden günügecmis sevdalar biriktirir insan?
neden acitir kendini ve
neden anne ;
zoru secer insan?
sebebini yanlis yerlerde aradigim bir aglamak var icimde,
hicbir yere sigmiyor yüregim.
en sevdigimiz yüreklere yaslanmisken ümitlerimiz,
ve o kuytu yerlerde eskiyor yüreklerimiz.
vurgunlar yiyoruz anne.
vurgunun tadi hicbirseye benzemiyor.
özlemek zor anne seni anlamak felaket....
dizlerim kanardi kücükken öperdin.
simdi yüregim kaniyor anne,
sevmekten degil
sevgiliden hic degil
kanamaya alistigi icin kaniyor anne.
yanlis dönemeclerde yanlis kisilerden aman diledik
hani bize benzemeseler , insan demiyecektik de ;
kazalara kurban gitti hayallerimiz.
zeytinli ekmekleri özledim anne,
feslegen kokulu sarnicta dizine yatip
akdeniz gözlu kizim demeni hele....
anakuzusu olmayi özledim anne.
keskelerle doldurduk gözlerin daldigi yerleri
hayati yapboz sanip ,hep boz'da kaldik.
kisirdöngüler pelesenk oldu iliskilere ,
ve biz sandik ki anne ;
adres defterindeki isimler silindikce
bitmiyor yasam,
ve biliyor musun anne
ne zaman yüregim kanasa ,
dizlerim sizliyor,
usuyorum..... 9월 7일 Beraat KandiliBugün ellerini semaya, Gönlünü Mevlaya ac
Bugün günahlardan olabildigince kac
Bugün en gizli incilerini onun icin sac
Cünkü bugün Kandil...
Kandiliniz Mübarek Olsun!!!
7월 22일 DEGMEZ...7월 21일 Hz. Ömer (r.a.) buyuruyor ki
Fazla konusmayi terk edene, hikmet verilir. Fazla yemegi terk edene ibadetin lezzeti verilir. Mizahi terk edene, zarafet verilir. Dünya sevgisini terk edene, ahiret sevgisi verilir. Baskalarinin kusurlariyla ugrasmayi terk edene, kendi kusurlarini islah etme imkani verilir. 7월 7일 Ahir zaman...Hz.Peygamberimiz (s.a.v.) buyurur ki: Rivayete göre, Hz.Musa (a.s.) zamanindaki firavunun karisi Asiye imanini sakliyordu. Firavun duruma muttali olunca, karisina iskence yapilmasini emretti ve her türlü iskenceyi yaptilar. Firavun karisina ‘dininden dön!’ dedi, fakat o dönmedi. Bu sefer sopalar getirterek vücudunun muhtelif yerlerine degnekle vurdurdu ve ‘dininden dön!’ dedi. Asiye su cevabý verdi: 6월 28일 Nasreddin Hoca'dan (r.h.)Bir gün pazarda bir papaganin yüksek bir fiyatla satildigini gören Hoca, hemen evinden bir hindi getirip, ayni fiyatla satisa arz eder. Buna sasiranlara "Az önce bunun yarisindan kücük bir kus, bu fiyata satildi. Nicin bu ayni parayi etmesin?" der. "Ama o kus, senin benim gibi konusur" denilince "O da marifet mi, o konusursa bu da düsünür" cevabini verir. Adamin biri bir gün Nasreddin Hoca'ya "Hocam, acaba dünya kac arsin?" diye sorar. Hoca merhum o sirada oradan gecmekte olan cenazeyi isaret ederek "O soruyu su gidene sor. Dünyayi ölcmüs de gidiyor" diye cevap verir. Hirsizlarin isi...Behlül Dana manifaturacilar carsisindan geciyordu. Kapisi delinmis bir dükkanin önünde kalabalik gördü. Kalabaligi yarip geldi ve onlara "Bunu kimin yaptigini biliyor musunuz?" dedi. "Hayir" dediler. Behlül "Ama ben biliyorum" dedi. Bazilari "Bu geceleri hirsizlari görür, onlarda bundan kacmazlar. Ona iyi davranalim, belki hirsizin kim oldugunu haber verebilir" dediler. Ona "Bize hirsizin kim oldugunu söyle?" dediler. Behlül Dana "Ben acim" dedi. Ona güzel güzel yemekler ve tatlilar getirdiler. Doyunca ayaga kalkti.
Kapiya bakti ve "Bu hirsizlarin isi" dedi... 6월 16일 Hz. Ömer'e Sual
Peygamberimiz (s.a.v) bir gün mescidde kabir azabini, Münker ve Nekir'in heybetle nasil sual ettiklerini beyan buyuruyorlardi. Hz. Ömer (r.a.), "Ya Rasulallah, sual zamaninda simdiki aklimiz bize verilirmi, yoksa verilmezmi?" diye sordu. Server-i Alem (s.a.v) "Simdiki akliniz nasilsa, kabirde de öyle olursunuz" buyurdu. Hz. Ömer (r.a.) "Böyle olduktan sonra korku ve elem cekmeye lüzum yoktur" dedi.
Hz. Ömer (r.a.) vefat edince, Hz. Ali'nin (r.a.) aklina bu hadise geldi. "Hz. Ömer (r.a.) bakalim Münker ve Nekir'e nasil cevap verecek?" dedi. Hak Teala gözünden perdeyi kaldirdi. Münker ve Nekir'in heybetle geldiklerini gördü. Hz. Ömer'e "Rabbin kim? Dinin nedir? Peygamberin kim?" diye sordular.
Hz. Ömer (r.a.) Münker ve Nekir'e "Nereden geliyorsunuz?" diye sordu.
"Yedinci kat gökten geliyoruz" dediler.
Hz. Ömer (r.a.) "Yedinci kat gökten burasi ne kadar yoldur?" buyurdu.
Melekler, "Yedi bin yillik yoldur" dediler.
Hz. Ömer (r.a.) "Siz yedi bin yillik yoldan geldiginiz halde Rabbinizi unutmadiniz. Ben bugün evimden ciktim, kabre gelinceye kadar Rabbimi, dinimi, peygamberimi nicin unutayim?" buyurdu. Melekler "Biz senin böyle cevap verecegini biliyorduk. Fakat gelip sual etmekle emredilmisiz" dediler.
Hz. Ali (r.a.) bu hali gördükten sonra "Ya Ömer! Allah mübarek etsin, davanin erymissin!" buyurdu. 6월 9일 Daha Kuran ne desin!?!Ey insan! Yasiyorken, hem de Kuran caginda
Cirpinip duruyorsun cehalet bataginda
Kalbin kati, gözün kör, basin kibir daginda
Kuran sana gel diyor, bak bendedir adresin
Ey esref-i mahlukat, DAHA KURAN NE DESIN!?!
Özgürce secmen icin iki yoldan birini
Apacik bildiriyor bütün ayetlerini
Ya peygamber ya seytan...sec diyor rehberini
Öyle sec ki, sirattan rüzgar gibi gecesin
ille seytan diyorsan, DAHA KURAN NE DESIN!?!
Ya cennet bahcesidir, ya atestir o mezar
Mekan var mi dünyada, öyle derin öyle dar
Hicbir sey yakin degil, insana ölüm kadar
Diyorki hesabi var, aldigin her nefesin
Mezarlar konusurken, DAHA KURAN NE DESIN!?!
Malin mülkün söhretin dünyada herseyin var
Ya dünyada Rabb'ine götürecek neyin var?
Bana yeter diyorsan, su üc günlük itibar
Bir dördüncü gün varki, cok cetindir bilesin,
Bunlar masal diyorsan, DAHA KURAN NE DESIN!?!
Ayet diyorki, eger, daha inseydi Kur'an
Paramparca olurdu dag Allah korkusundan
Hangi insan durupda ibret almaz ki bundan?
Senki, bir dag yaninda ne kadar cücesin
Haddini bilmen icin, DAHA NE KURAN NE DESIN!?!
O münezzeh ruhundan, ruh vermekle insana
Erisilmez bir esref bahsetti Allah sana
Ne kadar sevdigini buradan anlasana!
Sen ki, taparcasina kendine kul kölesin
Nefsini put yapana, DAHA KURAN NE DESIN!?!
Bir gün var ki cok yakin, daglarin yürüdügü
Göklerin, günesleri önünde sürüdügü
Kainati toz duman, dehsetin bürüdügü
Kiyamet senaryosu oyun degil bilesin
Hala ürpermiyorsan, DAHA KURAN NE DESIN!?!
O büyük mahkemede bütün diller susacak
Konusacak bu defa göz, kulak, el, kol, bacak
Uzuvlar birer birer haramlari kusacak
Acilacak önünde defterleri herkesin
Kendine gelmen icin, DAHA KURAN NE DESIN!?!
O gün buyruk verenler buyruga bas egecek
Cehennem öfkesinden köpürük kükreyecek
Ve doldun mu dedikce daha yok mu diyecek
Yandikca o deriler degisecek bilesin
Hala secde yok ise, DAHA KURAN NE DESIN!?!
Gör ki dünya sirtinda nice insan tasiyor
Kimi yasarken ölmüs kimi ölmüs yasiyor
Kimi ars-i alaya dolu dizgin kosuyor
Diyor ki, iste cennet gayret et ki giresin
Ey en serefli varlik, DAHA KURAN NE DESIN!?!
|
|||
|
|